Geçmişin İzinde Bugünün İlişkileri: Bağlanma-1
Hiç düşündünüz mü; İlişkilerimizde neden benzer döngüleri tekrar tekrar yaşarız? İçine doğup büyüdüğümüz ailemiz ve çevremizle, sosyalleştikçe gelişen ve genişleyen ilişkilerimizle hep aynı kısır döngüleri neden yaşarız? Özel hayatımızdaki ikilemlerin bilinçdışımızda bizi dürtüleyen kaynağı nedir?
Neden bazı zaman mesela partnerimiz biraz uzaklaştığında derin bir kaygıya kapılıp onu mesaj yağmuruna tutarız? Ya da neden bazı zaman en ufak bir yakınlaşma anında duvarlar örüp geriye çekiliriz?
En son ne zaman hangi ilişkinizde benzer bir durum yaşadığınızı hatırlıyor musunuz? Babanız, anneniz, evladını, arkadaşlarınız, partneriniz…
Tüm bu otomatik tepkilerin, yakınlık kurma veya kaçınma biçimlerinin arkasında psikoloji dünyasının en temel ve güçlü kavramlarından biri yatar:
“Bağlanma Kuramı.”
Problemin adını koyduktan sonra üzerinde çalışmak kolaylaşacaktır. Bakalım psikolojide ve terapilerde bu kadar geniş yer alan kuram neymiş, nedenleri ve kaynağı neymiş, etkileri ve sonuçları nelermiş, dünyada ve ülkemizde bu konuda yapılan çalışmalar nelermiş:
Bağlanma, Bağlanma Stilleri ve İyileşme Yolculuğu
Bağlanma; en temel tanımıyla insanın hayatta kalabilmek, güvende hissetmek ve duygusal dengesini koruyabilmek için bir "öteki" ile kurduğu derin, sürdürülebilir duygusal bağdır.
Ancak bağlanma, sadece fiziksel olarak birinin yanında bulunmak değildir. Bakım verenin çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarına ne kadar ulaşılabilir, tutarlı ve kapsayıcı bir yanıt verdiğiyle şekillenen zihinsel bir şablondur. Bu ilk ilişki modeli, çocuğun zihninde şu iki temel sorunun cevabını oluşturur:
1. "Ben sevilmeye ve değer görmeye layık mıyım?"
2. "Ötekiler güvenilir mi ve ihtiyacım olduğunda yanımda olurlar mı?"
Bu iki soruya verilen içsel yanıtlar, yetişkinlikte romantik ilişkilerden iş ortaklıklarına kadar kurduğumuz tüm bağların temelini oluşturur.

Bağlanma Stilleri
Yetişkinlikte ilişkilerimizi yöneten dört ana bağlanma biçimi vardır. Bunlar kaderimiz değil, çocuklukta geliştirdiğimiz hayatta kalma stratejilerimizdir.
A. Güvenli Bağlanma
Güvenli bağlanan bireylerin içsel inançları oldukça pozitiftir: "Ben değerliyim, diğer insanlar da genel olarak güvenilir ve iyidir."
Bu bireyler yakınlık kurmaktan korkmazlar, ancak bağımsızlıklarını da korurlar. Reddedilme endişesiyle boğuşmazlar, duygularını ve ihtiyaçlarını net bir şekilde ifade edebilirler. Tartışmaları bir güç savaşına değil, çözüm odaklı bir iletişime dönüştürürler.
Güvenli bağlanan bir insan; kırılmaktan korkmadığı için sevebilen, reddedilme ihtimaline rağmen risk alabilen ve kendi yalnızlığıyla kaldığında da dehşete düşmeyen bireydir.
Güvenli bağlanmaya sahip bir insanın zihinsel ve duygusal dünyasında şu temel mekanizmalar çalışır:
Öz-değerleri, başkalarının anlık ilgisine veya onayına endeksli değildir. Bir eleştiri aldıklarında veya reddedildiklerinde "Ben tamamen değersizim" kuyusuna düşmezler; başarı elde ettiklerinde ise kendilerini dev aynasında görmezler.
Kendi duygusal durumlarının farkındadırlar ("Şu an öfkeliyim ve yorgunum") ve partnerlerinin davranışlarının arkasındaki zihinsel süreçleri okuma esnekliğine sahiptirler ("Bana bağırdı çünkü işte çok zor bir gün geçirdi, beni sevmediği için değil").
Yoğun kaygı, öfke veya üzüntü hissettiklerinde sinir sistemlerini yatıştırma kapasiteleri yüksektir. Duygularını ne bastırırlar ne de duygularının içinde boğulurlar. Duyguyu hisseder, kabul eder ve yaşar geçerler.
Güvenli Bağlanan Bireylerin İlişkilerindeki Ayrıntılar
Güvenli bağlanan kişiler, ilişki içinde eriyip kendi hobilerinden, arkadaşlarından ve değerlerinden vazgeçmezler. Aynı zamanda, kendilerini korumak adına partnerleriyle aralarına aşırı duvarlar da örmezler. Bağımsızlık ile bağımlılık arasındaki sağlıklı dengeyi kurarlar.
İhtiyaçlarını, beklentilerini ve sınırlarını maskelemeden ifade ederler.
Görüş ayrılıkları ve tartışmalar onlar için ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Çatışmayı kazanılması gereken bir savaş olarak değil, ilişkiyi derinleştirecek bir diyalog alanı olarak görürler. Haklı çıkmaya değil, onarmaya odaklanırlar.
Kendi zayıflıklarını, korkularını ve yetersizlik hislerini partnerlerine açmaktan çekinmezler. Mükemmel görünmeye çalışmazlar. Kırılganlığı bir zayıflık değil, hakiki yakınlığın kapısı olarak kabul ederler.
Yetişkinlikte “Kazanılmış Güvenli Bağlanma” İnşası
Güvenli bağlanma doğuştan gelen değişmez bir genetik miras değildir. Çocukluğunuzda güvensiz bir zemin üzerine büyümüş olabilirsiniz.İnsan gelişmeye ve dönüşmeye müsait bir formatta olduğu için yetişkinlikte bunu Kazanılmış Güvenli Bağlanma biçimine dönüştürebilirsiniz.
Bunun için atılacak adımlar şu şekilde özetlenebilir:
1. Kendi Hikayenizi Anlamlandırmak:
Gelişim psikolojisindeki araştırmalar, güvenli bağlanmaya geçişin en önemli anahtarının "kendi çocukluk hikayesini tutarlı bir anlatıya dönüştürmek" olduğunu gösterir. Çocuklukta ne yaşamış olursanız olun; o acıları sansürlemeden, pembe gözlükler takmadan ama ebeveynlerinizi de tamamen
şeytanlaştırmadan, olanı olduğu gibi kabul edip anlamlandırabildiğinizde zihniniz güvenli alana geçer.
Düzeltici İlişki Deneyimi Yaşamak:
Sinir sistemimiz ilişkide yaralanır ve yine ilişkide iyileşir. Kaygılı veya kaçınan bir bireyin, güvenli bağlanan bir partnerle uzun süreli, tutarlı ve öngörülebilir bir ilişki yaşaması; beynindeki eski tehlike alarmlarını söndürür. Güvenli partnerin tutarlı tutumu, diğer tarafın "İnsanlar güvenilirdir" inancını somut olarak deneyimlemesini sağlar.
Terapötik İttifak Kurmak:
Terapi süreci, tam anlamıyla bir güvenli bağlanma laboratuvarıdır. Terapistin yargısız, tutarlı, sınırları net ve şefkatli duruşu; danışanın zihnindeki "öteki" algısını yeniden yapılandırır. Danışan ilk defa tüm kırılganlığıyla görüldüğü ve kabul edildiği bir alan tecrübe eder.
Özşefkat ve Kendine Bakım Sağlamak:
İ
çimizdeki incinmiş, korkmuş veya kaçan çocuğa, yetişkin zihnimizle ebeveynlik yapabilmektir. Tetiklendiğimiz anlarda kendimizi suçlamak yerine; "Şu an çocukluktaki terk edilme korkum canlandı. Ama ben artık yetişkinim, güvendeyim ve kendime sahip çıkabilirim" diyebilmektir.
Özetleyecek olursak:
Güvenli bağlanma; fırtınanın hiç kopmadığı bir deniz değil, fırtına koptuğunda gemiyi limana çekebilme, pusulaya güvenme ve dalgalar dindiğinde tekrar engin denizlere açılabilme cesaretidir.
Kendi içinizdeki güvenli üssü inşa ettiğinizde, dünya artık korkulacak bir yer olmaktan çıkar; keşfedilecek, sevilecek ve derinleşilecek harika bir deneyim alanına dönüşür.
Buraya kadar okuduysanız kendi güvenli bağlanma durumunuzu yorumlara yazınız.
Diğer bağlanma stilleri bir sonraki yazıda.




Yorumlar