top of page

Tüm İman Edenler Cehenneme Gidecek!

14 Eyl
4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Eyl


Müslümanların tamamı önce cehenneme mi girecek? Bu, cehennemde arındıktan sonra çıkış mı demek?


Hatalı meal edilen ayetlere ve oluşan sorulara cevap verelim; İman edenler de cehennemin çevresinde hazır edilecek.


İlgili ayetlere bakalım;

 

Meryem-66: İnsan “Ben öldükten sonra gerçekten diri mi çıkarılacağım?” der.

Meryem-67: İnsan, daha önce hiçbir şey değilken kendisini yarattığımızı düşünmüyor mu?

Meryem-68: Rabbine yemin olsun, insanları ve şeytanları mutlaka toplayacağız. Sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.

Meryem-69: Ardından her gruptan Rahmana karşı en çok karşı çıkanları ayıracağız.

Meryem-70: Biz, cehenneme girmeye layık olanları elbette daha iyi biliriz.

Meryem-71: Sizden cehenneme gelmeyecek yoktur. Bu, Rabbin tarafından karara bağlanmış bir buyruktur.

Meryem-72: Sonra sakınanları kurtaracağız. Zalimleri ise cehennemde diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.

 

Meryem 67 ile 72. ayetler arasından, tüm insanların cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır edileceğini öğreniyoruz. Dikkatinizi cehenneme değil, cehennem çevresi ifadesine çekmek isterim. Çünkü cehennem azap mekanıdır ama cehennemin çevresi bu azap sahasına dahil olmayan sınır bölgesidir.

 

Bahsedilen insanların sadece 66. ayette ahireti inkar edenler olduğu iddia edilir. Fakat 71. ve 72. ayetler, takva sahiplerinin de cehennemin çevresinde dizüstü çökenlerden olduğunu fakat kurtarılıp sadece zalimlerin cehennemde dizüstü bırakılacağını açıklar.



Cennet ve Cehennem Sonsuzdur


Cehennem azabının süreli olup-olmadığı tartışması, "halidina" ve "ebeden" kelimeleri üzerinden yapılır. “halidina" sözlükte çok uzun zaman anlamına gelir. “Ebedi” kelimesine itiraz ise; tek sonsuz Allah olduğuna göre, ahirette insanlar ile hak etmiş oldukları ödül ve cezanın sonsuz olamayacağıdır. Oysa bu yersiz bir iddiadır. Çünkü bu sonsuzluklar Allah’ın, tüm yaratılmışlardan sonra da ahiri olduğu doğrusunu zedelemez.


Biz Kur’ana bakalım;


Enbiya-34: Biz, senden önce hiçbir beşere ölümsüzlük(elhuld) vermedik. Sen öleceksin de onlar ölümsüz(halidina) mü olacak?"


Ayrıca şeytanın Ademi kandırmak için kullandığı iki iddiadan biri de onların ölümsüz olmalarını sağlamaktı. Çünkü Adem ölümlü olduğunu biliyor ama ölümsüzlüğü istiyordu. Şeytan da onu, ölümsüzlük vaadi ile kandırdı. Bakalım;


Araf-20: “Rabbiniz ikinizi şu ağaçtan iki melik ya da ölümsüzlerden olursunuz diye yasakladı.” dedi."


Gördüğünüz üzere bu ayet grubunu birlikte okuduğumuzda elhuld=ölümsüzlük, halidina=ölümsüz anlamında kullanılmıştır. Bu durumda cennet ve cehennem halkı için kullanılan "halidine fiha ebeden" ifadesi; “Orada sonsuza kadar ölümsüzdürler." anlamına sahip olur. "halidina" kelimesi “Çok uzun süredir, yine de bir sonu vardır. Bu nedenle sürelidir.” diyecek olanlara cevabım şudur. Bu durumda siz "halidine fiha ebeden" ifadesi geçen ayetlere "orada süreli sonsuza kadar” gibi saçma bir anlam verir ve (kalıcıdırlar) şeklinde olmayan bir kelimeyi meale eklemek zorunda kalırsınız. Hatta kimi meal yazarları bu anlamsızlığı gidermek için aşağıdaki ayetlerin meallerinde "ebeden" kelimesine yer vermeden meal etmişlerdir.

 

Nisa-57: "...orada süreli kalacaklardır..."

Nisa-122: "....orada süreli kalacaklardır."

Nisa-169: "...süreli kalacakları cehennem..."

Maide-119: "...içinde süreli kalacakları..."


Peki Cehennemde Ölüm Var mı?


Fatır-36: "İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Onların ne ölmelerine ne de cehennem azabının hafifletilmesine hükmedilir."

Gördüğünüz üzere cehennemde ölüm yoktur.


Cehennemden çıkışla ilgili hatalı meal edilen Hud-107. ayette istisnanın kime gittiğine bakalım:


Hud-107: Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte süreli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkı ile yapandır.

Bu ve birçok mealde hata üzerine hata yapılmıştır.


"illâ mâ şâe rabbuk(e)" cümlesi istisna cümlesidir ama hatalı istisna edilmiştir. Ayetteki (مَا) edatı çoğunlukla cansızlar için kullanıldığı için istisna insanlara yönlendirilemez. İstisna ancak gökler ve yeryüzüne gidebilir."halidina" kelimesine ise "süreli" anlamı verilmiştir.


Edat olan (مَا)'ya -dıkça anlamı verilmiş fakat illa(اِلَّا)'nın "ve “anlamı gözden kaçırılmıştır. Bu durumda ayetin doğru meali aşağıdaki gibi olur;


Hud-107: "Onlar gökler ile yeryüzü devam ettikçe ve Rabbin diledikçe ateşin içinde ölümsüzdür. Şüphesiz Rabbin, istediğini yapandır."


İstisnanın kişilere yönlendirilmesiyle Allah, sanki dilediklerini cehennemden çıkaracak ve bu kimselerin azapları sonsuz olmayacak anlamına ulaşılmak istenmiştir. Ama aşağıdaki ayetler buna müsaade etmez;


Fatır-36: İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Onların ne ölmelerine ne de cehennem azabının hafifletilmesine hükmedilir. Fakat bu ayet günahkar müminlerden bahsetmiyor diyenlere şu ayeti örnek veririm;


Müminun-102-103: Kimlerin tartısı ağır gelirse, işte onlar başaranlardır. Kimlerin de tartısı hafif gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenlerdir, cehennemde ölümsüzdürler.


Kişi inkar eden olsaydı terazisinin ağır veya hafif olmasından bahsedilmezdi. Çünkü Kehf-105. ayet, inkar edenler için terazi kurulmayacağını beyan eder.


Bu ayetleri birlikte okuduğunuzda;

  1. Cehennemden çıkış yoktur.

  2. Cehennemde ölüm yoktur.

  3. Cehennemde ceza hafifletilmez.

  4. Cehennem sonsuzdur.

  5. Cehennem azabı da sonsuzdur. 


İnsan cehennemden çıkartılmayı kesinlikle ister. Peki cennetten de çıkartılmayı ister mi?


Cennet ile ilgili hatalı meal edilen Hud 108. ayete bakalım:


Hud-108: Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada süreli kalacaklardır. Bu, kesintisiz bir lütuftur.


Hud-107. ayetin mealinde yapılan aynı hatalar bu ayette de aynen tekrarlanmıştır. 


Doğru meal ise;


Hud-108: Ama mutlu olan kimseler cennet içindedir. Onlar gökler ile yeryüzü devam ettikçe ve Rabbin diledikçe kesintisiz bir ihsan olarak cennetin içinde ölümsüzdür.


Özetle; Hud-107. ayette "illâ mâ şâe rabbuk(e)" istisna cümlesini kişilere yönlendirirseniz, Allah, dilediğini cehennemden çıkaracak olarak anlarsınız ama 108. ayette de "Allah, dilediğini cennetten çıkaracak" olarak anlamak zorunda kalırsınız. Çünkü kalıp aynı kalıptır. Hayır, ben böyle anlamam da diyemezsiniz.


Oysa Allah cennet halkına, cennetten çıkarılmayacağı vaadini vermiştir;


Hicr-48: Cennette onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar cennetten çıkarılmayacaklardır.


Allah yine cennet nimetlerinin kesintisiz olduğunu vurgular;


Rad-35: Sakınanlara vaad edilen cennetin durumu; aralarından ırmaklar akar. Yiyeceği ve gölgesi daimidir. İşte bu sakınanların sonudur.


Ayrıca cennet halkına da ölüm yoktur;


Duhan-56-57: Sakınanlar cennette, önceki ölümden sonra bir ölüm tatmayacak. Allah sakınanları Rabbinden bir lütuf olarak o şiddetli ateşin azabından koruyacak. Büyük kurtuluş işte odur.


Bu ayetleri birlikte okuduğunuzda ise;

  1. Cennetten çıkış yoktur.

  2. Cennetteki lütuflar kesintisizdir.

  3. Cennette ölüm yoktur.

  4. Cennet de sonsuzdur.


Bu ayetler bize gösteriyor ki, istisna cümlesini insanlara yönlendirmek baştan yanlıştır. Kur'an kendini tefsir eden bir kitaptır, dememizse sebepsiz değildir.

 

Gönlümüzden geçen; cehennem azabının sonlu olması olsa da ayetlere göre mümkün değildir. Müslüman kişinin tartısı hafif gelir ve Allah da kendisine şefaat etmezse, cezası ebedi cehennemdir.

 

 

Yorumlar


bottom of page